İDSB: Asıl Mesele Aile ve Kültür Kodlarımızdır
28/04/2020

Ayasofya Tevhidin Silinmez Mührüdür!

Osmanlı İmparatorluğunun cihan padişahı İkinci Mehmet, 1453 yılında İstanbul’u fethederek Orta Çağ karanlığına son vermiş, sadece Bizans’ın zulmü altındaki insanları değil, şehirle birlikte mekânları da hakkın, adaletin, hürriyetin, güven ve huzurun aydınlığına kavuşturmuştur.

Bu mekânların en önemlisi de Ayasofya’dır.

Ayasofya, Bizans’ın başşehri Konstantinopolis’in İslambol oluşunun nişanesi, fethin sembolü ve tevhidin silinmez mührüdür.

Ayasofya, çağ açıp çağ kapatarak Fatih unvanını kazanmış olan Sultan Mehmed’in vakfiyesidir.

Ayasofya, İstanbul’un fethi ile birlikte kıyamete kadar cami olarak vakfedilmiştir. Beş asır boyunca minarelerinde ezanların, kubbesinde tekbirlerin, mihrabında Fatihaların yankılandığı Ayasofya Camii, başka hiçbir amaçla kullanılamaz.

Ayasofya Camii’nin kilitli kapıları artık açılmalı; fethin sembolü, Konstantinopolis’in İslambol oluşunun nişanesi olan bu mahzun mabedin cemaate, kıyama, rükû’a, secdeye, tekbire, salavata ve duaya olan hasreti dindirilmelidir.

Ayasofya Camii sadece fethin değil, büyük tarihimizin de bir sembolüdür. Ayasofya Camii’nin asli hüviyetine kavuşması demek, azîz milletimizin kendi inancı, tarihi, kültürü ve kendi ruhuyla yeniden buluşmasının önündeki kapıların da sonuna kadar açılması demektir.

Biz millet olarak Ayasofya’nın kapısının önündeyiz. İktidarı ve muhalefeti ile bütün siyasilerden Ayasofya’nın kapılarını açmalarını; ülkesini seven, istiklal ve hürriyetine âşık, ecdadına ve değerlerine saygılı tüm sivil toplum kuruluşlarından ve bu topraklarda beraberce yaşadığımız vatandaşlarımızdan gecikmiş haklı talebimize destek vermelerini bekliyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Kaynak: Milli İrade Platformu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BAĞIŞ HESABI